Özel boyutlar 420×60 px

 1- Jimnastik, ülkemizde pek fazla ilgi gören bir spor değil. Siz bu spora nasıl başladınız?

-Jimnastik sporuna 5 yaşında amcam Erkan Çolak’ın sayesinde Şavkar Jimnastik Spor Kulübü’nde başladım. Kendisi eski jimnastikçidir. Ailemde spor yapan ve sporu seven insanlar olduğu için beni de jimnastik sporuyla yani Şavkar Jimnastik Spor Kulübü ile çok küçük yaşta tanıştırmışlar.

2- Olimpiyatlarda da gördüğümüz üzere artistik sporlarda puanlamalar çok adil yapılmıyor. Siz bu durumla hiç karşılaştınız mı?

-Evet, bu durumla çok karşılaştım. Önceki yıllarda Türk olduğum için çoğu zaman hak ettiğim puanları vermediler ve istediğim başarıları o zamanlar elde edemedim ama istikrarlı olmak çok önemli. Ben de her müsabakada kendimi göstermeye çalıştım ve zamanla yıldız sporcular arasına girmeyi başardım. Artık hakemler de bu duruma alıştı ve hak ettiğim puanları almaya başladım, başarılar da yavaş yavaş gelmeye başladı. Takım arkadaşlarımızla birlikte gösterdiğimiz bu istikrar ve elde ettiğimiz başarılar sayesinde bütün dünya Türk jimnastiğini konuşmaya, takip etmeye başladı.

 

3- Jimnastik sporunda ‘The Colak’ diye yeni bir hareket oluşturdunuz. Bu hareketi yapma fikri nasıl doğdu?

-Aslında benden önce ismini literatüre geçirmiş birçok sporcumuz var. Rahmetli Murat Canbaş, şu anki Türkiye Jimnastik Federasyonu başkanımız Sayın Suat Çelen ve takım arkadaşım Ferhat Arıcan’ın da literatürde isimleri olduğu için benim de aklıma kendime özel bir hareket yaparak onların izinden gitmek geldi. Bu düşüncemi antrenörüm Yılmaz Göktekin’le paylaştıktan sonra hemen çalışmalara başladık. 3 aylık bir çalışmanın sonucunda 2017 yılında Avustralya’da yapılan Dünya Kupası’nda bu hareketi denedim ve başarılı oldum. Yaklaşık 1 ay kadar sonra Dünya Jimnastik Fedarasyonu (FIG) hareketimi onayladı ve  “THE COLAK” ismiyle literatüre geçti. Bunun verdiği gurur ve mutluluk madalyadan çok farklıydı.

 

4- İnanılmaz bir başarı elde ettiniz, Dünya Şampiyonu oldunuz ve genç sporculara rol modelsiniz. Neler hissediyorsunuz?

-O an biraz gergin ve heyecanlıydım. Yıllardır bu spora emek veriyorum ve olimpiyatlara gidebilmek için tek şansım önümdeki 50 saniyeydi. 19 yıllık bütün emeğimin karşılığında bu 50 saniye hayatımın şimdiye kadarki en önemli anıydı. Alete elim değdiği zaman kendimi antrenmanda gibi hissettim. Çünkü her gün onlarca defa bu hareketleri çalışıyorum ve artık benim için otomatik hale geldi. Heyecanımı bu sayede kontrol edebildim. Bu yarışma anı toplam 45-50 dakika arası sürdü ve sanki rüyada gibi hissediyordum. Son yarışmacıya kadar şampiyon olacağımı fark etmedim bile diyebiliriz ve şunu söyleyebilirim ki heyecanımı ya da stresi kontrol edebilmemdeki en büyük etken antrenmanlarımda çok çalışmam ve daha önceki yıllarda edindiğim tecrübelerdir.

Öncelikle ülkeme, aileme ve Türk jimnastiğine bu sevinci yaşattığım için çok mutluyum ve gururluyum. Milli sporcular olarak tabi ki gittiğimiz her müsabakada ülkemizi en iyi şekilde temsil edip bayrağımızı en yükseklere çıkarmaya çalışıyoruz. Bunu da özellikle dünya şampiyonasında yapabilmiş olmak beni çok mutlu ediyor. Dünya şampiyonu olduğum an çok sevindim gerçekten ama o akşam çok sakindim, belki de farkına varamamıştım. Günler geçtikçe ne kadar güzel bir şey başardığımızı anladım.

Türk jimnastik tarihinde daha önceki ilki yaşattığım şampiyonlar da oldu. 2018 Avrupa ikinciliği, 2019 üniversite oyunları ikinciliği ve yine 2018 Akdeniz oyunları şampiyonluğu yaşadım. Bunların zaten hepsi kendi dalında bir ilkti ve tarihe geçti. Ama dünya şampiyonasını şampiyon olarak tamamlamak bunların hepsinin üstünde bir başarı olduğu için tarihte önemli bir yer edindi diyebilirim.

5- Dünya şampiyonu olduğunuz o 50 saniye için nasıl bir yol izlediniz?

-Öncelikle planlı ve programlı bir hayatınız olması gerekiyor. Çok sıkı ve ciddi antrenman yapmamız gerekiyor. Günlük programım genellikle şu şekilde oluyor: Sabah 07.30 ya da 08.00’de uyanırım, yüzümü yıkayıp kahvaltımı yaparım. Sonra dişlerimi fırçalayıp üstümü değiştiririm. Sabah 09.30-12.30 arası ilk antrenmanımı yapıyorum. Sonra jimnastik salonuna öğle yemeğimiz geliyor, onu yedikten sonra varsa işlerim onları halletmeye çalışıyorum. Eğer işim yoksa eve gidip dinleniyorum. Saat 16.00-19.00 arası ikinci antrenmanımız oluyor. Sonra da bazen saunaya girip öyle eve gidiyorum. Saat 23.00’ü geçmeden uyumaya dikkat ediyorum. Tabii her gün çift antrenmanımız olmuyor, tek antrenman yaptığımız günler aynı şekilde sabah rutinlerimi yaparım. Antrenman saatlerimiz 09.30-13.30 arası oluyor. Bu günlerde daha çok masaj ve saunaya ağırlık veriyorum ve kız arkadaşımla, ailemle vakit geçirmeye çalışıyorum. Gerçekten yoğun bir gün ve 20 yıllık spor hayatımın neredeyse 16-17 yılı bu şekilde geçti, tabii ki öğrenci olduğum zamanlar yoğunluğum daha fazla oluyordu. Ama hiçbir şeyin kolay başarılmayacağını küçük yaştan öğrendim. Sabırlı ve inançlı bir şekilde çalışmaya devam ettim.

 

6- Sizce en iyisi olmak için önemli olan yetenek mi çok çalışmak mı?

-Jimnastik sporu için yetenek gerçekten çok önemli ama programlı çalışma ile yeteneği antrene etmezseniz o yetenek bir süre sonra körelmeye başlar ve kendinizi geliştiremezsiniz. Dolayısıyla yetenek ve çalışma aynı anda yürütülmelidir.

 

7- Çıktığınız bu yolda rol modeliniz kimdi?

– Örnek aldığım Yunan arkadaşım var. İsmi Eleftherios Petrounias. Kendisi benden 5 yaş büyük, jimnastik kariyeri ve başarıları çok iyi. 2015’ten 2018 yılına kadar halka aletinde üst üste 4 kere Avrupa şampiyonu, 3 kere dünya şampiyonu ve 1 kere olimpiyat şampiyonu oldu. Başarılarından dolayı takip ettiğim bir arkadaşım fakat ben onun karakterini daha çok örnek alıyorum. Çünkü o kadar başarısı olmasına rağmen egoist değil, kişiliği hep aynı ve rakip olmamıza rağmen benimle her yarışmada konuşuyor, inanırsam başarabileceğimi söylüyor. Yapamadığım hareketlerde bana teknik veriyor vb. Yani önemli olan o kadar başarıya rağmen karakter olarak bozulmamış bir sporcu bu yüzden onu örnek alıyorum.

 

8- Jimnastik fiziksel olarak oldukça yıpratıcı ve zor bir spor. Sizce bu sporla uğraşmak isteyenler nasıl bir yol izlemeli, bu spora kaç yaşında ve nasıl başlanmalı?

-Jimnastik sporu gerçekten zor bir spor ve eğer uluslararası arenada derece yapmak istiyorsanız 8-10 yıl temel eğitim almanız gereken bir spor. Jimnastik yapmak isteyenlere tavsiyem şu olabilir: Öncelikle kendinize hedefler koyun ve o hedeflerinizi başarmak için sabredin ve inanın. Sporculuk hayatınız boyunca birçok zorluk yaşayabilirsiniz ama pes etmezseniz o zorlukların üstesinden gelebilirsiniz ve daha güçlü bir şekilde yaptığınız spora geri dönersiniz. Bunlar size hep tecrübe kazandıracaktır. Jimnastik sporuna artık 3-4 yaşlarında en erken başlanabilir. Küçük yaşta başlandığı için ailelerin bilinçli olması ve jimnastiğe yönlendirmesi çok önemli. Yaşayacakları zorluklar karşısında ailenin rolü çok büyük.

 

9- Hiç pes etmeyi düşündüğünüz bir an oldu mu?

-Jimnastik hayatım boyunca pes etmeyi düşündüğüm bir kaç olay oldu ama  sonra farkına vardım ki o olaylar beni daha çok güçlendirdi. Jimnastik hayatımda bazı dönüm noktalarım oldu. Bunlardan birincisi, 3. Sınıfa gidiyordum ve o yaştaki bir çocuk için günlük programım çok yoğundu ve bir süre sonra psikolojim bu yoğunluğu ve bu zorluğu kaldırmadı. Aileme bırakmak istediğimi söyledim ama ailem benimle konuştu, moralim yerine geldi ve tekrar jimnastiği sevip dört kolla sarılmaya başladım. Ailem de sporu seviyorlar ve her zaman beni desteklediler bu yüzden onlara da çok teşekkür etmek istiyorum.

Bir diğer dönüm noktası sporun içinde olan bir şey sakatlanmalar. 2013 yılında Katar’daki Dünya Kupası’nda düştüm ve ayak bileğimde parça kırık oldu. 5 hafta alçıya alındı ayağım ve bu 5 hafta boyunca haftanın altı günü aynı antrenman programımı yapmaya çalıştım. O koltuk değnekleri ile yürümek zaten başlı başına zor bir şey ve salona gittiğim zaman 4-5 saat çıkmıyordum, sadece belden yukarısını çalışıyor aklıma gelen bütün hareketleri yapıyordum ve 5 hafta sonunda alçı çıktı bacaklarım incelmiş ve gövdem de çok gelişmişti. Alt tarafımı çok rahat kontrol edebiliyorum. Bu da uzmanlaştığım halka aleti için çok büyük bir avantaj. Alçı çıktıktan 2 ay sonra Mersin’de Akdeniz Oyunları oldu. Halka aletinde gümüş madalya kazandım. Bu madalyadaki en büyük etken ayağımın sakatlanması oldu. Demek istediğim sporcu birçok zorlukla karşılaşabilir ama eğer inanırsa o zorlukların üstesinden gelir ve daha güçlü bir şekilde geri döner.

10- 2018 Avrupa Şampiyonası’nda gümüş madalya olarak yine bir ilki başarmıştınız ve geçen sene de dünya şampiyonu oldunuz. İlkeleri yaşamak ve yaşatmanın sizde nasıl bir sorumluluğu var?

-İlkleri yaşamak özellikle kişisel olarak çok güzel bir duygu ve sizden sonrakiler için birçok kapı açmış oluyorsunuz. Aynı zamanda küçükler ve gençler tarafından daha çok takip edilen ve örnek alınan bir sporcu oluyorsunuz. Bu yüzden üzerinizdeki sorumluluk da çok fazla artıyor. Yani jimnastik salonunda dışarıda yaptığım hareketlere, söylediğim sözlere, konuşmama, davranışlarıma, her şeyime daha çok dikkat ediyorum ki onlara en iyi şekilde örnek olabileyim.

Röportajı yapan: Vefa Lisesi 151.dönem Elif Ceren Sadak

Leave a Reply