Özel boyutlar 420×60 px

     Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün spora olan ilgisi çocukluk yıllarında başlamıştı. Yüzme, ata binme, güreş her zaman ilgi alanlarından oldu. Ancak bunların arasından Atatürk’ün en sevdiği spor dalı ise kuşkusuz güreşti. Güreş maçı yapan insanları görünce bir kenara geçip izler, maçın ardından sporcuları yanına davet eder ve onlarla sohbet ederdi. 

     Atatürk’ün güreşe olan ilgisinin çocukluk yıllarından başladığı, çocukluk arkadaşı Asaf İlbay’ın şu sözlerinden de anlaşılmaktadır: “Çocukluk yıllarında da şık ve temiz giyinmeyi severdi. Kuvvetli ve cesaretli insanlara hayranlık duyardı. Güreşe bayılır, mahalle çocuklarını sık sık güreştirir, seyrine doyamazdı.”

    Atatürk 1915 yılında, Osmanlı Genç Dernekleri Genel Müfettişliği’ne atandıktan sonra hükümete, okullardaki jimnastik ders saatlerinin arttırılmasını teklif ettiği bir rapor sunmuştur. 18 Temmuz 1920 günü ise Atatürk’ün emri ile Muhafız Takımı kurulmuştur. Türkiye’nin ilk spor teşkilatı olan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı, 1922’de İstanbul’da kurulmuştur.

    Her alanda olduğu gibi sporda da başarılı bir Türkiye görmek isteyen Atatürk, bize sporda başarılı olmanın temelinde yatanları şu sözüyle anlatmıştır: “Sporda başarılı olmak için bütün milletçe sporun niteliği ve değerini anlamış olmak, ona kalpten sevgiyle bağlı olmak ve onu vatani görev saymak gerekir.”

   1924 yılında Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk spor kongresini toplamıştır. 1938 yılına kadar devam edecek olan bu kongrede, Türk spor kültürünün nasıl geliştirebileceği üzerine kafa yorulmuş ve çeşitli projeler üretilmiştir. Mustafa Kemal 1925’te tüm zorluklara rağmen Ankara Hipodromu’nu inşa ettirerek At ve At Yarışı Islah Encümeni’ni kurmuştur.

     Atatürk, ülke genelinde sporun yaygınlaşması amacıyla 1927 yılında Çapa Muallim Mektebine bağlı Beden Eğitimi Bölümünün açılmasını sağlamıştır. Daha sonra spor alanında önemli hizmetler veren Gazi Eğitim Enstitüsü bünyesinde faaliyetler gösteren Beden Eğitimi Bölümü kurularak ülkemizin ihtiyacı olan beden eğitimi öğretmenlerinin yetiştirilmesi sağlanmıştır.

1927′ de en büyük spor dallarında biri olan at yarışlarında Gazi Koşusu’nu başlatmıştır.

Türk futbolu için 1928 yılında, Gençler Ligi’ni oluşturmuştur.

At yarışları üzerine büyük çalışmalar yapan Atatürk, 1930’da Türkiye Binicilik Federasyonu’nu kurdurmuştur.

Beşiktaş Kulübü Başkanı Ahmet Fetgeri’nin önerisi üzerine 19 Mayıs, Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutlanılmasına karar verilmiştir.

 “Bütün millet ve memleket evlatlarını sportmen yapabilmek için sarf edilen çalışmanın ehemmiyet ve kutsiyeti aynıdır.” diyerek  spor kültürünün gelişmişliğinin her memleket için büyük önem taşıdığını vurgulamıştır.

“Cumhuriyet fikren, ilmen ve bedenen kuvvetli ve yüksek seviyeli muhafızlar ister.” ve “Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim.” derken bizlere donanımlı birer sporcu olmamızı öğütlemiştir.

    Atatürk’ün spora verdiği önem

Atatürk, sporlar arasında en çok güreşi severdi. Bu nedenledir ki onun güreşle ilgili anıları oldukça fazla ve ilginçtir. İtalyanları yenen Milli Güreş Takımımız, Florya’daki Cumhurbaşkanlığı Köşküne Atatürk tarafından davet edilmiştir. Atatürk İtalyanlar karşısında, parlak bir sonuç almış olan güreşçilerimizi teker teker kutlamış, bu arada özel bir sevgi duyduğu, sevimli ağır sıklet şampiyonumuz Çoban Mehmet’e takılmaktan da kendini alamamıştı: “Sen, herkesi kolayca yeniyorsun Mehmet.” demiş, sonra ilave etmişti: “Seninle güreş tutsak, beni de yenebilir misin?” Koca Çoban, çocuksu bir mahcubiyet içinde, başını öne eğerek: “Sizi bütün cihan yenemedi Paşam, ben nasıl yenebilirim?” demişti. Büyük Atatürk Çoban Mehmet’in bu cevabı karşısında pek duygulanmış ve aslan yapılı ağır sıklet şampiyonumuzu alnından öpmüştü.

Atatürk’ün Florya köşkünde istirahat ettiği günlerde, Çoban Mehmet, büyük Mustafa (Çakmak) ile birlikte Florya plajına gider, orada etraflarını çeviren büyük meraklı topluluğun ortasında, kumlar üzerinde güreş tutardı. Atatürk, belediye plajı kumsalında cereyan eden bu güreşi köşkten görür görmez hemen haber salıp pehlivanları yanına çağırdı. Köşkte Çoban Mehmet’e takılan, onun zeki cevapları karşısında keyiflenen Atatürk, kendileriyle uzun sohbetlerde bulunur; pehlivanlara yemek çıkarttırırdı. Pehlivanlar köşkten ayrılırlarken de yaveri vasıtasıyla ceplerine birer zarf koydurtmayı ihmal etmezdi. Zarfın içinden, o zamanlar pek büyük bir maddi değer taşıyan (en az) 50 lira çıkardı. Çoban Mehmet’in Atatürk hakkında şu sözleri ilginçtir: ” Rahmetli Atatürk, güreşten çok iyi anlardı. Buna, bizlere huzurunda yaptırdığı güreşlerde çok şahit olmuşumdur. Biz güreşirken, yaptığımız hataları veya iyi hareketleri anında sezer, bize ihtarda bulunur veya takdirlerini bildiren sözler söylerdi. Onun iltifatlarına nail olmak, bizler için sevinç ve gururların en büyüğü olurdu hiç şüphesiz.”

   Atatürk’ün sporla ilgili söylediği sözler

  • Ben Türk gençliğinin spor yaparak güçlü olmasını isterim.
  • Türk çocuklarına sporun bugünkü tekniğini öğretmek ve bunlardan bir kısmını bazı törenlerde ve bayramlarda dekor olarak koymak gerekir.
  • Spordan yoksun olan bir gençlik nasıl ki vatan müdafaası sırasında etkili olamıyorsa, insan denen varlığın kafa yapısı da ne derece tekamül ederse etsin, bedeni inkişafı noksan ve yetersiz olursa, o kafayı ileriye götüremez, taşıyamaz.
  • Spor, yalnız beden kabiliyetinin bir üstünlüğü sayılmaz. İdrak ve ahlak da bu işe yardım eder. Zeka ve kavrayışı kısa olan kuvvetliler, zeka kavrayışı yerinde olan daha az kuvvetlilerle başa çıkamazlar. Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.
  • Türk gençliği, sağlıklı yetişip spor yaparsa ulusumuzun geleceği güvence altındadır.
  • Açık ve kat’i olarak söyleyeyim ki, sporda muvaffak olabilmek için her türlü yardımdan ziyade, bütün milletce sporun mahiyetinin ve değerinin anlaşılmış olması gerekmekte, onu kalpte muhabbet ve vatani bir vazife olarak telakki eylemek lazımdır.
  • Her boy ölçüşmede arkalarında Türk Milletinin bulunduğu ve millet şerefini düşünmelerini Türk sporcularına meslek düsturu olarak kaydediyorum.

Yazı: Vefa Lisesi 149.dönem Bilal İşçen

Leave a Reply