Özel boyutlar 420×60 px

Kimilerine göre dünyanın gelmiş geçmiş en iyi futbol oyuncusu olarak kabul edilen Pele’nin bir yıldıza dönüşmesini öyküleyen film, futbolu sinemaya uyarlamaya çalışırken birkaç kez tökezlemiş gibi gözüküyor.

Brezilya’nın 1950 yılında Marcana Stadı’nda 200 bin kişi önünde kaybettiği Dünya Kupası finali ile Pele’nin 17 yaşında yıldızlaştığı 1958 Dünya Kupası arasındaki dönemi, kıtanın Avrupalıların keşfinden bu yana yaşanan soykırımlar ve kölelik nedeniyle başa çıkamayacağı bir geçmişe sahip olan Brezilya’nın bu kötülüklerden ve kölelikten kaçarak ormana sığınarak yarattığı dövüş sanatı olan Capoeira’yı yani futboldaki Ginga’yı çıkartmasını da anlatmadan geçmeyen film, bireyi toplumla, toplumu da bireyle özdeşleştirmiş oluyor.

Pele’nin kariyer basamağına tırmanırken yaşadığı zorlukları hem toplumsal hem de ekonomik açıdan rahatça gözlemleyebiliyoruz. Ne yazıktır ki film fazlasıyla yüzeysel ilerlediğinden karakterlere yoğunlaşırken problem yaşadığımızı göz ardı edemiyoruz. Yönetmenlerin Pele ve Brezilya’nın yükselişi iddiası ile karşılarında olan herkesi çok daha saldırgan ve kötü göstermeleri; Pele’nin sürekli itilip kakılması, aşağılanması gibi yoğun dram, filmde abartılmış olmasından hayal kırıklığına uğratıyor. Başlarda çocuklar için olduğunu düşündüren film, devamında yerini dramatik sahnelere bırakıyor. Ardından ise Pele’nin hayran kitlesinin dikkatini çekmeye çalışıyor ve seyirci kitlesini anlamaya çalışmamızı daha da güçleştiriyor. Ayrıca oyuncuları tarafından sıradanlaştırılan karakterler ve dengesiz yazılmış senaryosuna rağmen filmin sürüklemeyi başarmadığını söylersek de haksızlık etmiş oluruz.

Futbolla ilgisi olmayanların pek zevk alamayacağını gösteren film sinemaseverlerden ziyade sporseverlere hitap ediyor ve işin sportif yönünü hakkıyla, sinema yönünü ise çok kez tökezleyerek bizlere sunmuş oluyor.

Yazı: Vefa Lisesi 150.dönem Defne Barış

Leave a Reply